Cemal Sâfî Tek Hece

Cemal Sâfî Tek Hece

Tarhi : 19-04-2018 01:43:23 | Yazar : ÇAĞLAR BOSTANCI

Cemal Safi Tek Hece

“Bence şair bin kez sever, bir kez âşık olur. İşte gerçek aşk budur. Benim şiirlerimde anlattığım aşk da budur. Ünlü şiirim “Tek Hece-Aşk” yazdıran da bu duygulardır.”

CEMAL SAFİ

Bugün ana haber bültenlerinin izleniş durumunu (Reytingini) Cemal Safi’nin ölüm haberi artırdı. Onlar için SICAK HABER olurken benim için soğuk bir haberdi. Fazlada tutunamadı bültenlerde bu sıcak haber, erken seçim haberleriyle bir anda unutuldu… Üniversite yıllarım geldi aklıma, üstadın haberiyle hazanı yaşadı sanki o yıllar… Kırşehir’in yüksek tepelerinde şehri seyrederken dinlediğim Hüzün Adres Değiştirir Sevdiğim, Sende Kalmış, Vurgun Sayılır… Hangi birini söylesem ki…

Bu yazımı Cemal Safi’ye saygı duruşu olarak ele alıyorum. Bu nedenle üstadın çokça bilinen Tek Hece Aşk şiirinin çözümlemesini yapmaya çalışacağım. Tabi bir şair anılacaksa da eserleriyle anılmalı.

TEK HECE

Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Bülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için can evinden tutuştu
Yüreğine Toroslar’ dan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim

Niceler sultandı, kraldı, şahtı
Benimle değişti talihi, bahtı
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim

Kamil iken cahil ettim alimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim Selimi
Her oyunu bozan gizli zor benim

Yeryüzünde ben ürettim veremi
Lokman Hekim bulamadı çaremi
Aslı için kül eyledim Keremi
İbrahim’in atıldığı kor benim

Sebep bazı Leyla bazı Şirindi
Hatırım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm
Yunusumla öfkeleri dindirdim
Günahımla çok ocaklar söndürdüm
Mevladanım hayır benim, şer benim

Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Enbiyanın yüzündeki nur benim

Kimsesizim hısmım da yok hasmımda
Görünmezim cismimde yok resmimde
Dil üzmezim tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim
Benim adım aşk!

Cemal Safi

Cemal Safi soyadı gibi duru, katışıksız, temiz bir şiir yazarıydı. Sözler ile olan ustalığı ise hayranlık uyandırmaktadır. Şair şiirlerini hece vezniyle ele almıştır. Kullanmış olduğu dil ise çok sadedir. Şiirinin çoğu dönemin ünlü sanatçıları tarafından bestelenmiştir. Bestekârlar, şairin şiirlerini bestelerken anlam ve güçlü ifadeler bozulmasın diye çok uğraştıklarını defalarca dile getirmişlerdir.

Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Şair burada aşkın herkes tarafından bilinen ama tarif edilmesi güç bir olgu olduğunu üstü kapalı belirtmektedir. Sır olarak nitelendirmesi ve tarifinin zor olması aslında yaşanılmadan bilinmeyen, yaşandığında ise ifade edilemeyen bir olgu olduğudur.

İnsanı insan yapan ve şeytandan insanı ayıran tek şey aşktır. Tabi aşk da kendi içinde sınıflara ayrılmaktadır. Muhyiddin ibn Arabi’nin İlahi Aşk adlı kitabında aşkı; İlahi Aşk, Ruhani Aşk ve Beşeri Aşk olarak üç ana başlık altında sınıflandırmıştır. Aynı zamanda bunlarda kendi aralarında sınıflara ayrılmaktadır. (Nasıl bir Aşk yaşadığınız hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.) Yine Muhyiddin İbn Arabi’nin aşk hakkındaki sözünü söylemeden geçmeyeceğim.

Biz aşktan sudûr ettik
Aşk üzre yaratıldık
Aşka yöneldik
Aşka verdik gönlümüzü.

Şair şiirin adını Tek Hece olarak vermiştir. Bu tek hecenin ne olduğu açık olarak söylenmemiştir. Fakat ilk dörtlükte bunun Aşk olduğu sezdirilmiştir.

Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar’dan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim…

Şair bu dörtlükte divan edebiyatını kaynaklık eden bülbül ve gül metaforlarını kullanmıştır. Bülbül gülden ayrı düşünülemez. O, şakıyışlarıyla ağlayıp inleyen bülbül, durmadan sevgilisinin güzelliklerini anlatan ve ona aşk sözleri arz eden bir âşığın timsalidir. Nasıl ki gül bülbülsüz olmazsa âşıkta mâşuksuz olamaz. Bülbülün bağrını gülün dikenleri delerken âşığın bağrını ise mâşuğun eziyetleri deler. Bu nedendir ki aşk yüzünden inler bübül ile âşık. Aynı zamanda yangın, çık gibi zıtlıklardan yararlanılmıştır. Toros dağlarındaki soğuk karın aşığın bağrındaki ateşi söndüremeyeceği dile getirilirken aşkınsa amansız kor olduğu ifade edilmiştir. Yine bu dörtlükte gül ve bülbül gibi motiflerle aşkın naif yanı ifade edilmiş, yağın ve çığ ile aşkın perişan ediciliği belirtilmiştir.

Niceler sultandı, kraldı, şahtı,
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim…

Burada sultan, kral, şah sözcükleriyle güç ve ihtişamına gönderme yapmıştır. Yine dörtlükte geçen taht, taç ile saltanat izotopisi oluşturulmuştur. “Yerle bir eyledim taç ile tahtı” beyitte aşkın gücü ortaya konulmuştur. Hiç bir kudretin aşktan daha güçlü olmayacağı ifade edilmiştir. Aynı zamanda kral, taht, taç bunlar ile maddi güç ifade edilirken hüner ile manevi gücün nasıl gelip geldiği belirtilmiştir. Yine aynı zamanda taht yüksekte yer almaktadır. Tahta oturan kişi ise makam ve mevki olarak en yüksektedir. “Yerle bir eyledim” ile de bu taht ile ilişkilendirme kurularak, buradaki yükseklik, alçaklık tezatlığından yararlanılmıştır.

Kâmil iken cahil ettim âlimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i
Her oyunu bozan gizli zor benim

Kâmil, cahil, alim sözcükleri ile ilmin aşk karşısındaki acizliği dile getirilmiştir. Vahşi ve Yahşide ise bir telmih sanatı kullanılmıştır. Hz. Hamza’nın Vahşi tarafından katledilişi hatırlatılmıştır. Vahşi’nin İslamın yani Allah aşkının etkisiyle nasıl Yahşi olduğu belirtilmiş bununla da aşkın kudretine gönderme yapılmıştır. “Yavuz iken zebun ettim Selim’i” mısrasında Yavuz Sultan Selimin aşağıdaki dörtlüğüne göndermek yapmış ve aşkın Yavuz Selim gibi kudretli bir padişahı nasıl zebun (güçsüz, arık, zayıf.)  ettiği ifade edilmiştir.

Merdûm-i dîdeme bilmem ne füsun etti felek
Giryemi füzûn eşkimi hûn etti felek

Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
Beni bir gözleri ahûya zebûn etti felek

Gizli zor ile aşkın sırlarla dolu ve çok yaman oluşuna gönderme yapılmıştır.

Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem’i.
İbrahim’in atıldığı kor benim…

Verem yer yüzüne ilk çıktığı zamanlar çaresiz oluşu nedeniyle ölümcül bir hastalık olarak bilinmektedir. Aşınsa bu gibi çaresiz hastalıklara neden olduğu ifade edilmiştir.,

Kuran-ı Kerim’de geçen Hz. Lokmana gönderme yaparak, aşk karşısında hekimlerin piri olarak bilinen lokman hekimin bile çaresiz kaldığı anlatılmıştır. Edebi kaynak olarak Kuran-ı Kerim’den yararlanılmıştır.

“İbrahim’in atıldığı kor benim…” Bu dize Hz. İbrahim’e telmih yapılarak, ateşe atılması hatırlatılmıştır. Burada kor aşkın yakıp yok edici yönüne değinilmiştir. İbrahim a.s. ateşe atlayışı gibi âşıkların da aşk ateşine gönüllü atladıkları ifade edilmiştir.

Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di.
Hat’rım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…

Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi aşk destanlarına gönderme yapılmış. Bu destanlarla ve bu destanlardaki olaylar hatırlatılmıştır. Bu hikayelerle aşkın kudret, fer kaynağı olduğu ifade edilmiştir.

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla’danım, hayır benim, şer benim…

Bu kıta da ilahi aşktan bahsedilmiş, beşeriden ilahiye bir geçiş yapılmıştır. Büyük zatlardan ve felsefelerinden yararlanılarak ilahi aşk izotopisi oluşturulmuştur. Mevlana’da ve Yunus Emre’de ilahi aşk ile yapılan icraatlara gönderme yapılmıştır.

Tabi son dizede aşkın Mevla tarafından yaratıldığı ve hayır, şer olma durumununda hak tarafından tayin edildiği anlatılmıştır.

Benim için yaratıldı Muhammed!
Benim içim yağdırıldı o rahmet!
Evliyanın sözündeki muhabbet,
Enbiyanın yüzündeki nur benim.

Yine bu kıta da, Hz Muhammed, Evliya, Enbiya, Rahmet gibi sözcülerden de anlaşılacağı üzre ilahi aşk izotopisi verilmiştir. Hz Peygamberin Allah tarafından çok sevildiği Kuran-ı Kerim başta olmak üzre bir çok kaynak tarafından bilinmektedir. Aynı zamanda Enbiyanın yüzündeki nurunda hak aşkıyla oluştuğu ifade edilmiştir.

Leyla ve Mecnun metaforunda da bilindiği üzre aşk beşeriden ilahiye doğru yol almıştır. Yazarda gerçek aşkı ilahi aşk olduğunu bu kıtalar ile okuyucusuna sezdirmektedir.

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da.
Görünmezim cismim de yok, resmim de.
Dil üzmezim, tek hece var ismimde.
Barınağım gönül denen yer benim…

Son kıta da aşkın tam olarak tarifi yapılmıştır. Kimsesizim, görünmezim, tek hece var ismimde gibi ifadelerle aşk tarif edilmiştir. Aşkın kalp yani membağının gönül olduğu ifade edilerek, aşkın tarifi tamam olmuştur. Yine aşkın soyut insan üstü bir güç olduğu ifade edilmiştir.

Cemal Safi’yi rahmetle anıyorum…

Çağlar Bostancı

 

 

Reklam Alanı